Londra'nın efsanevi restoran işletmecisi Jeremy King'in kızı Margot Hauer-King, babasının misafirperverlik mirasını New York'a taşıyor. Emmet McDermott ile birlikte kurduğu People's adlı kültürel salon, King ailesinin özgün ve samimi yaklaşımını modern bir dokunuşla yeniden yorumluyor. People's, kısa sürede sanatçılar, finansçılar ve New York cemiyetinin önemli isimleri için cazibe merkezi haline geldi.
Jeremy King, The Ivy ve Le Caprice gibi ikonik Londra mekanlarının kurucusu olarak şehrin restoran kültürünü onlarca yıl boyunca şekillendirdi. Tiyatro yıldızları, politikacılar ve sosyete mensuplarının bir araya geldiği, özenli hizmet ve kendinden emin mutfağıyla bilinen bu mekanlar, King'in adını gastronomi dünyasına altın harflerle yazdırdı. En son 2024'te The Park'ı açan ve Mayfair'deki Arlington'ı hayata geçiren King, 2026 Mart'ında tarihi Simpson's in the Strand'ı yeniden açmaya hazırlanıyor. Charles Dickens ve Kral Charles gibi isimlerin de ağırlandığı bu mekan, iki bar, iki restoran ve bir balo salonu ile Londra'nın köklü misafirperverlik geleneğini sürdürecek.
People's: Yeni Nesil Misafirperverliğin Doğuşu
Atlantik'in diğer yakasında, Margot Hauer-King, New York'ta kendi hikayesini yazıyor. Emmet McDermott ile birlikte kurduğu People's, babasının kurduğu mekanlardaki gibi eklektik bir kalabalığı ağırlayarak, sanat ve finans dünyasından isimleri bir araya getiriyor. Mekan, ilk yıldönümünü kutlarken, Jeremy King'in en sevilen iki yemeğini sunan özel bir pop-up menüye ev sahipliği yaptı. Bu menü, Hauer-King'in babasına duyduğu saygının bir göstergesi olmakla kalmadı, aynı zamanda aile bağlarının ve ortak misafirperverlik felsefesinin bir ifadesi haline geldi.
Jeremy King, FaceTime üzerinden kızına ve McDermott'a övgüler yağdırarak, "Bu küçük saygı duruşu fikrini önerdiğinizde, bunu sizden gelen çok içten bir saygı duruşu olarak değerlendirdim, çünkü siz ve Emmett People's ile harika bir iş çıkardınız" dedi.
Efsanevi Lezzetlerin Yeniden Yorumlanması
Pop-up menüde yer alan yemekler, onlarca yıllık bir geçmişe sahip. Bunlardan biri olan Bang Bang Chicken, Le Caprice'te King'in kötü bir Çin restoranı deneyiminden ilham alarak ortaya çıktı. King, "Hayattaki pek çok şeyi, başkalarının belki de kötü yaptığı şeylerden öğreniyoruz. Potansiyeli ne kadar çok görürsek – ister yemekler, ister insanlar, isterse mekanlar olsun – o kadar iyi oluruz" diye belirtiyor. Diğer bir imza lezzet ise, Sir Paul Smith ile çalışan birinden duyduğu İskandinav Dondurulmuş Meyveler idi. King, bu tatlının Le Caprice'in pasta şefi tarafından yaratıldığını ve dünyanın en ilginç insanlarından bazıları tarafından yendiğini gururla anlatıyor.
People's ekibi, bu klasik lezzetleri kendi yorumlarıyla yeniden sundu. Hauer-King, "Tamamen kopyalayamazdık, kendi küçük dokunuşumuzu katmak zorundaydık" diyerek, İskandinav meyvelerini farklı bir sunumla servis ettiklerini ve mutfağa yaratıcı özgürlük tanıdıklarını ifade etti. Bu yaklaşım, King'in "sessizce kendinden emin ve gösterişsiz" olarak tanımladığı felsefeyi yansıtıyor. People's, gösterişten uzak, insanların eğlenmesini amaçlayan bir atmosfer sunuyor.
Misafirperverlikte Yeni Bir Dönem
Margot Hauer-King'in çocukluğundan beri benimsediği bir diğer ilke, babasının sıkça dile getirdiği "odadaki en ilginç kişi, en çok para harcayan kişi değildir" sözü. King'in annesinin tiyatroda çalıştığı dönemlerde, restoranları aktörler ve yaratıcılarla doluydu. Bu çeşitlilik, Hauer-King üzerinde kalıcı bir etki bıraktı. People's'ta da aynı kültürel çeşitlilik ve etkileşim gözlemleniyor. Hauer-King, "Gerçek bir karışımımız var. İnsanların birbirini ne kadar tanıdığını veya tanımaya başladığını görmek harika" diyor.
People's, geleneksel bir üyeler kulübü modelinden ziyade, tavsiyeler ve topluluk bağlantıları aracılığıyla işleyen bir yapıya sahip. Bu model, ayrıcalıklı bir ortamdan çok, paylaşılan bir kültürel ekosistem hissi yaratıyor.
New York Gece Hayatını Yeniden Canlandırmak
Emmet McDermott için People's fikri, New York gece hayatında bir eksiklik hissetmesinden doğdu. Los Angeles'tan New York'a döndüğünde, şehirdeki bazı şeylerin kaybolduğunu fark etti. 2000'lerin başında The Beatrice Inn ve Bungalow 8 gibi efsanevi mekanların şehrin sosyal hayatını belirlediği dönemde büyüyen McDermott, bu mekanların pandeminin de etkisiyle ortadan kalktığını gördü. Hauer-King ile tanıştığında ise yeni bir şeyler inşa etme fikri şekillenmeye başladı. McDermott, "Bunu yapmaya karar vermedik. Bir bakıma zaten oluyordu ve biz sadece doğru yerdeydik" şeklinde konuştu.
Sanat, Tarih ve Topluluk Harmanı
Mekanın kendisi de katmanlı bir hikaye anlatımını yansıtıyor. People's'ın bulunduğu bina, bir zamanlar New York City'deki ilk ticari sanat galerisi olan The Downtown Gallery'e ev sahipliği yapıyordu. Bu tarihi miras, People's'ın sadece bir restoran veya bar olmaktan öte, bir kültürel buluşma noktası olma misyonunu destekliyor. Mekan, geçmişin ruhunu günümüzün dinamikleriyle birleştirerek, ziyaretçilerine sadece yemek ve içki değil, aynı zamanda anlamlı bir deneyim sunuyor.
Margot Hauer-King ve Emmet McDermott, People's ile New York'ta sadece bir mekan değil, aynı zamanda bir topluluk ve bir deneyim yaratıyorlar. Babası Jeremy King'in izinden giderek, misafirperverliği sadece bir hizmet olarak değil, bir sanat formu olarak ele alıyorlar. Bu yeni nesil yaklaşım, New York'un kültürel dokusuna taze bir soluk getiriyor ve şehrin sosyal sahnesini yeniden canlandırmaya devam ediyor.
